AB Genişlemesi

AB Genişlemesi

AVRUPA BİRLİĞİ GENİŞLEME SÜRECİ

 Altı'lar

Roma Antlaşması'nın 1958 yılında yürürlüğe girmesinden sonra, gerek Avrupa Toplulukları'nın temellerini atan (AKÇT, EURATOM, AET) bakımından gerek Roma Antlaşması'nda yer alan politikaların uygulanması açısından başarılı bir dönem başlamıştır. Kurucu üye devletler (Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg) arasındaki Gümrük Birliği, Roma Antlaşması'nda öngörülen tarihten bir buçuk yıl önce, 1 Temmuz 1968'de tamamlanmış, ulaştırma ve enerji alanlarındaki gecikmelere rağmen AET, “geçiş dönemi” adı verilen ilk uygulama devresinin sonunda 31 Aralık 1969 tarihinde Antlaşma ile saptanan hedeflerin çoğuna ulaşmayı başarmıştır.
 
Avrupa Topluluğu'nun elde ettiği başarılar diğer Avrupa devletlerinin dikkatini çekmiş, İngiltere, Danimarka ve Norveç bu oluşumlarda yer almak için AET'ye üyelik başvurusunda bulunmuşlardır. İngiltere'nin ilk başvurusu Fransa tarafından Roma Antlaşması'na uygun olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
 
İlk Genişleme
 
İngiltere, 2 Mayıs 1967 tarihinde ikinci başvurusunu yapmıştır. 1969 yılında Lahey'de yapılan Zirve'de, Topluluğa katılma talebinde bulunan İngiltere, İrlanda, Danimarka ve Norveç ile konuya ilişkin müzakerelerinin başlatılması kabul edilmiştir. İki yıl süren müzakerelerden sonra İngiltere, İrlanda ve Danimarka, 22 Ocak 1972 tarihinde Topluluğa katılmışlar, bu ülkelerin Topluluğa katılmasıyla ilk genişleme gerçekleşmiş ve üye sayısı altıdan dokuza yükselmiştir. 1973 yılında iki EFTA kurucu üyesi ülkenin - İngiltere ve Danimarka - Topluluğa katılımı sonucunda Topluluk EFTA ülkeleri ile ilişkilerini yeniden düzenlemiştir. Norveç'in Katılım Antlaşması ise, ülkede yapılan bir referandum ile reddedilmiştir.
 
İkinci Genişleme - Güney ülkeleri AB'ye giriyor
 
Yunanistan AT'ye ortak üye olmak için 8 Haziran 1959 tarihinde başvuruda bulunmuştur. İki taraf arasında yapılan müzakereler sonucunda, Yunanistan 9 Temmuz 1961 tarihinde Avrupa Toplulukları ile Ortaklık Anlaşmasını - Atina Anlaşması - imzalamıştır. Bu anlaşmayla Yunanistan’ın nihai hedefinin AB'ye tam üyelik olduğu ifade edilmiştir. Ancak 1967 yılında Yunanistan'da meydana gelen askeri darbeden ötürü ilişkiler dondurulmuştur. Yunanistan, demokratik rejimin yeniden tesisini takiben Roma Antlaşması’nın 237’nci, AKÇT Antlaşması’nın 98’inci ve EURATOM Antlaşması'nın 205’inci maddelerine dayanarak 12 Haziran 1975’te Birliğe tam üyelik başvurusunda bulunmuştur. Bu başvuru üzerine Komisyon, konuyla ilgili bir rapor hazırlamış ve bu raporu 29 Ocak 1976 tarihinde yayımlamıştır. Raporda, Yunanistan'ın ekonomik sıkıntılardan dolayı Birliğe katılımının uygun olmadığı ifade edilmiştir. Bu görüşe rağmen AB-Yunanistan ilişkileri ivme kazanmış ve 27 Temmuz 1976 yılında katılım müzakereleri başlatılmıştır. Yunanistan'ın Birliğe katılımının demokrasinin gelişimini olumlu şekilde etkileyeceği düşünülmüş ve katılım süreci üye ülkeler tarafından da desteklenmiştir. 3 yıl süren görüşmeler sonucunda Yunanistan ile Topluluk arasında 28 Mayıs 1979 tarihinde Katılım Antlaşması imzalanmış ve onaylandıktan sonra 1 Ocak 1981 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yunanistan'ın da Topluluğa katılmasıyla üye sayısı 10'a çıkmıştır.
 
İspanya ve Portekiz, Topluluğa ilk başvurularını 1962 yılında gerçekleştirmiş ancak her iki ülkenin de diktatörlükle yönetilmesi sonucu başvuruları kabul edilmemiştir. Bu iki Güney Avrupa ülkesinin az gelişmiş ekonomileri ve demokrasiye geçişlerinde karşılaştıkları sıkıntılar, AB'nin bu ülkeler ile ilişkilerinin yavaş ilerlemesine yol açmıştır. 29 Haziran 1970 tarihinde İspanya ile Topluluk arasında imzalanan Tercihli Ticaret Anlaşması'nın ardından, Haziran 1977'de İspanya'da demokratik seçimler yapılmış ve demokrasiye geçtikten bir ay sonra da İspanya Birliğe üyelik başvurusu yinelemiştir. Başvuru Komisyon tarafından değerlendirilmiş ve olumlu görüş Konsey'e bildirilmiştir. Bunun üzerine, bu iki ülke ile müzakerelerin başlatılmasına ilişkin karar alınmıştır. 1970'li yılların ortalarına doğru diktatörlükten demokrasiye geçiş süreci yaşayan Portekiz'e, demokrasinin kalıcı olmasını desteklemek amacıyla AB tarafından, 150 milyon Avro tutarında mali yardım sağlanmış, işçilerinin Topluluk içinde dolaşımı kolaylaştırılmış ve tarım alanında bazı imtiyazlar tanınmıştır. Portekiz, Birliğe üyelik başvurusunu 28 Mart 1977 tarihinde yapmıştır. Bu başvuruya karşılık Komisyon'un görüşü olumlu olmuş ve katılım müzakerelerinin başlatılması kararı alınmıştır. İspanya ve Portekiz ile 1978-1979 yıllarında başlatılan müzakereler 1986 yılında bu ülkelerin Birliğe katılmalarıyla sonuçlanmış, böylece Birliğe üye ülkelerin sayısı onikiye yükselmiştir.
 
Kuzey ülkelerinin AB üyeliği
 
Topluluk dördüncü genişleme sürecini Güney Avrupa ülkelerine kıyasla ekonomik olarak daha gelişmiş ve demokrasinin tüm kurumları ile daha iyi işlediği Kuzey ülkeleri (Avusturya, İsveç, Finlandiya) ile gerçekleştirmiştir. Aynı zamanda EFTA üyesi olan bu ülkelerden Avusturya 17 Temmuz 1989’da, İsveç 1 Temmuz 1991'de, Finlandiya ise 18 Mart 1992 tarihinde Topluluğa üyelik başvurusunda bulunmuşlardır. Birlik, üç ülke için müzakereleri eş zamanlı olarak 1 Şubat 1993 tarihinde başlatmış ve bu ülkelerin Birliğe üye devletlerle ortak değerleri taşıması ve refah seviyelerinin yüksek olması nedeniyle, katılım müzakereleri Birlik tarihindeki en kısa sürede (13 ay) tamamlanmıştır. Ancak Avusturya'ya malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı, dış ilişkiler ve Gümrük Birliği, mali ve bütçesel hükümler ve rekabet politikası konularında, İsveç'e aynı konulara ek olarak tarım ve balıkçılık politikası konusunda ve Finlandiya'ya da her iki ülke için de ortak olan konularda ve yine balıkçılık politikası konusunda geçiş süresi tanınmıştır. Bu ülkelerin 1995 yılında katılımları ile Birlik, Orta ve Kuzey Avrupa'ya doğru genişleyerek üye sayısını on beşe çıkarmıştır.
 
Duvar yıkılıyor
 
Soğuk Savaş düzeninin sona ermesi ile AB öncelikle bağımsızlığını yeni kazanan Merkez ve Doğu Avrupa Ülkeleri'ne (MDAÜ), planlı ekonomiden serbest piyasa ekonomisine ve komünist rejimden çoğulcu demokrasiye geçişlerini sağlayabilme yönünde destek olmuştur. MDAÜ'lere yönelik ilk önemli karar 14-15 Aralık 1990 tarihinde Roma Zirvesi’nde alınmıştır. AB Konseyi bu Zirve'de MDAÜ'lere ilişkin bir mali yardım paketini yürürlüğe koymuştur. MDAÜ'lerin talepleri ekonomik yardım ve kolaylaştırılmış ticaret imkânlarının ötesinde olmuştur. MDAÜ'ler AB dışında bir 'üçüncü yola' yönelmenin bölgede daha büyük istikrarsızlıklar yaratabileceğini belirterek, AB'nin bu ülkelerle daha sıkı bir işbirliği geliştirmesi gerektiğinin altını çizmiştir. AB-MDAÜ ilişkileri, 21-22 Haziran 1993 tarihlerinde Danimarka Dönem Başkanlığı sonunda yapılan Kopenhag Zirvesi ile yeni bir döneme girmiştir. Bu Zirve'de MDAÜ'lerin AB üyeliğine aday olabilecekleri ilk kez ve en üst düzeyde vurgulanmış, AB üyesi olmak isteyen Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerinin, gerekli ekonomik ve siyasi koşulları yerine getirerek üyelik sorumluluklarını karşılamaları durumunda AB'ye katılabilecekleri ifade edilmiştir. Öncelikle MDAÜ'lerin AB üyeliğine aday ülke olabilecekleri ilk kez ve en üst düzeyde vurgulanmış, üye olabilmek için de bazı kriterler belirlenmiştir. Kopenhag Zirvesi'nde tanımlanan ve ekonomik, siyasi ve Topluluk müktesebatının kabulü ile ilgili 'Kopenhag Kriterleri' olarak bilinen ölçütler, aday ülkelerin AB'ye üye olmak için yerine getirmeleri gereken koşullardır. Kopenhag Kriterleri üç başlık altında toplanmıştır.
 
•Siyasi kriterler: Aday ülke, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlıkların korunması ve kabul görmesinin güvence altına alındığı istikrarlı bir kurumsal yapıya kavuşmuş olmalıdır.
•Ekonomik kriterler: Aday ülkede iyi işleyen bir Pazar ekonomisi ve AB içindeki piyasa güçlerine ve rekabet baskısına karşı koyabilme kapasitesi bulunmalıdır.
•Topluluk müktesebatının kabulü: Aday ülke, siyasi, iktisadi ve parasal birliklerin amaçlarına uyulması dâhil olmak üzere, Avrupa Birliği mevzuatını üstlenebilme ve uygulayabilme kapasitesine sahip olmalıdır. Bunlar arasında siyasi kriterler, yani demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıklara saygı AB'ye üyelik görüşmelerinin başlaması için önkoşuldur. Bu kriterleri yerine getirmeyen bir ülke ile müzakere süreci başlatılmamaktadır.
 
AB'ye katılım sürecinde Komisyon, aday ülkelerin Kopenhag kriterlerini karşılama yönünde kaydettikleri ilerlemeleri düzenli olarak izlemekte ve 'İlerleme Raporu' ile ortaya koymaktadır. 'Katılım Ortaklığı Belgesi' ise aday ülkelerin üyelik yönünde gerçekleştirmeleri gereken tüm çalışmaları önceliklerine göre bir takvim çerçevesinde ortaya koymaktadır. Her aday ülke, Katılım Ortaklığı Belgesi'nde belirtilen önceliklerin yerine getirilmesi ve AB müktesebatına uyum sağlanması için detaylı bir 'Ulusal Program' hazırlamaktadır.
 
AB'nin genişleme süreci çerçevesinde önem taşıyan belgelerden biri de Gündem 2000'dir. Gündem 2000, genişleme perspektifi ile Topluluk politikalarını güçlendirmek ve AB'ye 2000-2006 dönemi için yeni bir mali çerçeve sağlamak amacıyla 1995 tarihli Madrid Zirvesi'nde, Konsey'in talebi üzerine Komisyon tarafından hazırlanarak Mart 1999 Berlin Zirvesi'nde kabul edilmiştir. 1999'da başlatılan bu sürecin amacı, genişlemenin gereksinimleri doğrultusunda Birliğin yeniden şekillendirilmesidir. Topluluk politikalarının reformu, genişleme ve AB’nin 2000-2006 dönemine ilişkin mali perspektifleri olmak üzere 3 ana başlık altında toplanan öncelik alanlarına ilişkin öngörüler:
 
•Tarım reformunun, rekabet gücünü artırma, çevresel faktörleri gözetme, çiftçiler için adil bir gelir temin etme, yasal düzenlemeleri basitleştirme ve uygulamanın adem-i merkeziyetçi bir hale getirilmesi perspektifi ile devam ettirilmesi;
•Yapısal fonların ve uyum fonunun etkinliğinin, projelerin tematik ve coğrafi olarak spesifik amaçlara ve bölgelere yoğunlaşması yoluyla artırılması ve böylece idarenin geliştirilmesi;
•Aday ülkeler için katılım öncesi stratejinin iki mali mekanizma oluşturmak yoluyla güçlendirilmesi: Gelişmiş ulaşım ve çevresel koruma altyapılarını desteklemek amacıyla katılım öncesi yapısal bir aracın (Instrument Structurel de pré-adhésion- ISPA) ve aday ülkelerdeki tarımın ve kırsal alanların uzun vadeli uyumunu kolaylaştırmak amacıyla katılım öncesi tarımsal bir aracın (Special Accession Programme for Agriculture and Rural Development - SAPARD) oluşturulması;
•Bütçe disiplinini temin ederken, Birliğin 21. yüzyılın getirdiği, başta genişleme olmak üzere, tehdit ve fırsatlara hazırlıklı olması için, 2000-2006 dönemine ilişkin yeni bir mali çerçeve kabul edilmesi şeklinde düzenlenmiştir.
 
Beşinci genişleme sürecinde, siyasi kriterleri yerine getirmiş olan 10 ülkeden 'İlk dalga ülkeler' ya da 'Lüksemburg Grubu' olarak adlandırılan Çek Cumhuriyeti, Estonya, G.Kıbrıs, Macaristan, Polonya ve Slovenya ile müzakerelere başlama kararı Aralık 1997 tarihli Lüksemburg Zirvesi’nde alınmıştır. 'İkinci dalga ülkeler' ya da 'Helsinki Grubu' olarak adlandırılan Bulgaristan, Romanya, Malta, Letonya, Lituanya ve Slovakya için Aralık 1999 tarihli Helsinki Zirvesi'nde oybirliği ile karar verilmiştir.
 
Aralık 1997 tarihli Lüksemburg ve Aralık 1999 tarihli Helsinki Zirveleri, 5’inci genişlemenin sistematiğini ve katılım öncesi süreç ile müzakere sürecine ilişkin çerçeveyi de ortaya koymuştur. Lüksemburg Zirvesi'nde, 5’inci genişlemenin, geçmişin bölünmüş Avrupası'na son verecek yeni bir dönemin başlangıcı olacağı, Avrupa bütünleşme modelinin bütün Avrupa kıtasını kapsayacak şekilde genişlemesinin gelecekteki istikrar ve ilerlemenin teminatı olacağı ifadeleriyle Birliğin bu sürece verdiği önem vurgulanmıştır. Zirve'de, genişlemenin kapsamlı, kapsayıcı ve devamlılık arz eden bir süreç olduğu, bu sürecin, her aday ülkenin hazırlanma derecesine göre aşamalar halinde ilerleyeceği belirtilmiş, 10 MDAÜ, Malta ve Güney Kıbrıs için başlatılan katılım müzakerelerinde bütün bu ülkelerin aynı kriterler temelinde ve eşit şartlar altında AB'ye üye olmaya teşvik edildiği ifade edilmiştir.
 
22 Haziran 1995 tarihinde Romanya Birliğe üyelik başvurunda bulunmuş ve 15 Şubat 2000 tarihinde de müzakerelere başlamıştır. Bulgaristan ise üyelik başvurusunu 14 Aralık 1995 tarihinde yapmış, 15 Şubat 2000 tarihinde de müzakerelere başlamıştır.
 
12-13 Aralık 2002 tarihlerinde gerçekleştirilen Kopenhag Zirvesi Avrupa Birliği'nin genişleme sürecinde bir diğer önemli dönüm noktası olmuştur. Zirvede, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Slovakya, Estonya, Letonya, Lituanya, Slovenya, GKRY ve Malta ile yürütülen müzakerelerin sonuçlandırılmıştır. 16 Nisan 2003 tarihinde Atina'da Katılım Antlaşması'nın imzalanmasının ardından 10 aday ülke 1 Mayıs 2004 tarihinde Birlik üyesi olmuşlardır.
 
5’inci genişlemenin ardından 16-17 Aralık 2004 tarihinde gerçekleştirilen AB devlet ve hükümet başkanları Zirve toplantısında aday ülke statüsünde bulunan Türkiye'nin siyasi kriterleri yeterli ölçüde yerine getirdiği belirtilmiş ve katılım müzakerelerine 3 Ekim 2005 tarihinde başlanması kararlaştırılmıştır.
 
Avrupa Komisyonu, Bulgaristan ve Romanya için 13 Kasım 2002 tarihinde 2007 yılında Birliğe tam üye olabilmelerine ilişkin yol haritasını sunmuş, 25 Nisan 2005 tarihinde de Katılım Antlaşması'nı Lüksemburg'da imzalamıştır. Her iki ülke ile 2000 yılında açılan üyelik müzakereleri Aralık 2004'te tamamlanmıştır. Üyelikleri ise 1 Ocak 2007 tarihinde gerçekleşmiştir.
 
Avrupa Komisyonu, 16 Mart 2005 tarihinde ise “Hırvatistan Üyelik Müzakereleri Çerçevesi”ni kabul etmiştir. Ancak, Hırvatistan Hükümeti ile müzakereler, General Ante Gotovina'yı tutuklayarak Lahey'deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne teslim etmediği ve Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (International Criminal Tribunal for the Former Yugoslavia- ICTY) ile tam işbirliği yapmadığı gerekçesiyle, tarih verilmeksizin ertelenmiştir.
 
Komisyon 29 Haziran 2005 tarihinde “Türkiye İçin Katılım Müzakereleri Çerçevesi Taslağı”nı ve “Sivil Toplumlar Arasındaki Diyaloga İlişkin Tebliğ”i açıklamıştır. 3 Ekim 2005 tarihinde ise, Müzakere Çerçeve Belgesi AB Genel İşler Konseyi'nde kabul edilmiştir. Aynı tarihte Hırvatistan ile de müzakerelere yeniden başlanması kararlaştırılmıştır. Türkiye ve Hırvatistan tarama sürecine 20 Ekim 2005 tarihinde başlamıştır. Türkiye ile tarama toplantıları 13 Ekim 2006 tarihinde tamamlanmıştır. Her iki aday ülke ile fiili müzakerelere başlanmıştır.
 
Beşinci genişleme tamamlanıyor

Bulgaristan ve Romanya 1 Ocak 2007 tarihinde AB üyesi olmuşlardır. Böylece AB üye sayısı 27'ye, Birlik'te kullanılan resmi dillerin sayısı da 23'e yükselmiştir. AB üye sayısının Hırvatistan’ın üyeliği ile 2013 yılında 28’e ulaşması beklenmektedir. 

AB-27’den AB-28’e… AB’nin yeni üyesi Hırvatistan

Hırvatistan, 1 Temmuz 2013 tarihinde resmen AB’nin 28’inci üyesi olmuştur. Hırvatistan, Yugoslavya’nın dağılmasıyla bağımsızlığını ilan eden ülkelerden AB üyesi ikinci ülke olmuştur.

17 Haziran 2004’te aday ülke ilan edilen Hırvatistan, Türkiye ile aynı tarihte, 3 Ekim 2005’te, AB ile katılım müzakerelerine başlamıştır. Hırvatistan’ın AB ile bütünleşme sürecinde Lahey’deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) ile yeterli düzeyde işbirliği yapmadığı gerekçesiyle ve AB üyesi olan komşusu Slovenya ile arasındaki sınır anlaşmazlığı nedeniyle sorunlar yaşanmış; ancak bu sorunların üstesinden gelinerek, Hırvatistan, Avrupa Birliği ile yürüttüğü katılım müzakerelerini 30 Haziran 2011 tarihinde tamamlamıştır.

Avrupa Komisyonu, 12 Ekim 2011’de Hırvatistan’ın üyelik koşullarını yerine getirdiğine kanaat getirerek Birliğe katılmasına ilişkin olumlu görüş bildirmiştir. Hırvatistan’ın 1 Temmuz 2013’te AB’ye katılımı, 1 Aralık 2011’de Avrupa Parlamentosu’nda ve 5 Aralık 2011’de AB Genel İşler Konseyi’nde onaylanmış, Hırvat yetkililer 9 Aralık 2011 tarihinde AB’ye Katılım Antlaşması’nı imzalamışlardır. Ülkenin AB’ye katılımı, 22 Ocak 2012 tarihinde gerçekleştirilen referandum ile Hırvat halkı tarafından da onaylanmıştır. Katılım Antlaşması, 9 Mart 2012 tarihinde Hırvatistan Parlamentosu tarafından da onaylamıştır. Avrupa Komisyonu, 10 Ekim 2012 tarihinde açıkladığı Genişleme Stratejisi ve Kapsamlı İzleme Raporu’nda Hırvatistan’ın üyelikten önce rekabet politikası, adalet, özgürlük ve güvenlik ve yargı ve temel haklar alanlarında yerine getirmesi gereken on önceliğe dikkat çekmiştir. Hırvatistan tarafından bu öncelikli eylemlerin yerine getirilmesiyle, Avrupa Komisyonu son İzleme Raporu’nda Hırvatistan’ın AB üyeliği için hazır olduğunu açıklamış ve Temmuz 2013’te AB’nin 28’inci üyesi olmasına yeşil ışık yakmıştır.

Hırvatistan, AB’ye Katılım Antlaşması’nın onay sürecinde, artık faaliyette olmayan Ljubljanska Banka’nın (LB) Hırvat mudilerine olan borcunun ödenmesine ilişkin anlaşmazlık nedeniyle AB üyesi komşusu Slovenya ile karşı karşıya gelmiştir. Ancak, 11 Mart 2013 tarihinde Sloven ve Hırvat yetkililer arasında Ljubljanska Banka sorununun çözümüne yönelik mutabakat zaptının imzalanması ve Sloven Parlamentosu’nun nihayet 2 Nisan 2013 tarihinde Hırvatistan’ın Katılım Antlaşması’nı onaylaması ile bu engel de ortadan kalkmıştır. 7 Haziran 2013 tarihinde, Alman Parlamentosu’nun üst kanadı Bundesrat’ın Hırvatistan’ın Katılım Antlaşması’nı onaylaması ile, Katılım Antlaşması’nın onay süreci tamamlanmıştır. Hırvatistan 1 Temmuz 2013 tarihinde Avrupa Birliği’ne üye olmuştur.

Temmuz 2014 itibarıyla, 1999 yılından bu yana aday ülke, 2005 yılından bu yana ise müzakere yürüten aday ülke konumunda olan Türkiye dışında genişleme politikası kapsamında bulunan ülkelerin durumuna bakacak olursak;
Diğer Aday ülkeler: İzlanda, Sırbistan, Karadağ, Makedonya ve Arnavutluk’tur.
 
Karadağ ve Sırbistan müzakere yürüten aday ülke konumundadır. Aday ülke konumundaki Makedonya da 2009 yılından bu yana katılım müzakereleri için bir başlangıç tarihi almayı beklemektedir. Arnavutluk, Haziran 2014’te aday ülke statüsünü elde etmiştir. Müzakere yürüten aday ülke konumundaki İzlanda ise katılım müzakerelerini askıya almıştır. 
 
Potansiyel aday ülkeler: Bosna-Hersek ve Kosova’dır.
 

Diğer Aday Ülkeler:
 
İzlanda:

2008 küresel mali kriz sırasında, ekonomisi bankacılık sektörüne bağlı olan İzlanda, üç büyük bankasının iflas etmesinin ardından, 16 Temmuz 2009 tarihinde, AB’ye üyelik başvurusunda bulunmuştur. 1970’ten itibaren Avrupa Serbest Ticaret Alanı (EFTA) ve 1994 itibarıyla da Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) üyesi olan İzlanda’da AB müktesebatı büyük ölçüde uygulanmaktadır. İzlanda, EEA’de yer alması sebebiyle AB Tek Pazarı’na katılmakta ve Avrupa’da sosyal ve ekonomik uyuma katkı sağlamaktadır.  İzlanda, 17 Haziran 2010 tarihinde AB ile katılım müzakerelerine başlamış ve katılım müzakerelerinde hızla yol almıştır. Ağustos 2013 itibarıyla, İzlanda, 35 müzakere başlığından 27’sini açmış ve 11 başlığı da geçici olarak kapatmış durumdadır. Uskumru kotaları ve balina avcılığı konularında müzakerelerin zorlu geçmesi beklenmektedir.

İzlanda’da halkın AB üyeliği konusunda ortak bir vizyonunun olmayışı büyük bir sorun teşkil etmektedir. 27 Nisan 2013 tarihinde gerçekleşen parlamento seçimlerini önde tamamlayarak koalisyon hükümeti kuran Bağımsızlık Partisi ile İlerici Parti AB üyeliği konusunda bir referandum yapılıncaya kadar katılım müzakerelerinin askıya alındığını açıklamıştır. Bu karara gerekçe olarak ise, İzlanda’nın AB genelinde etkileri devam etmekte olan Avro Alanı borç krizine karşı yayılma riskinden korunmasını göstermişlerdir.

Avrupa Komisyonu, 16 Ekim 2013 tarihinde İzlanda’nın müzakereleri askıya alma kararının ardından açıkladığı oldukça kısa İlerleme Raporu’nda İzlanda’nın siyasi kriterleri karşılamaya devam ettiğini ve işleyen bir piyasa ekonomisine sahip olduğunu belirtmiştir.

İzlanda Hükümeti’nin Şubat 2014’te, referandum yapılmaksızın İzlanda’nın 2009 tarihli AB üyelik başvurusunu geri çekilmesine karar verdiğini açıklaması İzlanda halkının tepkisine yol açmıştır. Mayıs ve Nisan aylarında parlamentonun ünündeki protestolara katılan binlerce İzlandalı, hükümete AB üyeliği konusunda bir referanduma gidilmesi yönünde çağrıda bulunmuştur. Bunun üzerine, İzlanda Hükümeti, 12 Mayıs 2014 tarihinde, üyelik başvurusunu geri çekilmesi kararının sonbahara kadar ertelendiğini açıklamıştır. 

Karadağ:

2006 yılında bağımsızlığını ilan eden Karadağ, 15 Aralık 2008 tarihinde Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusunda bulunmuştur. Avrupa Komisyonu, 9 Kasım 2010 tarihli görüşünde, Karadağ’ın aday ülke ilan edilmesini önererek ve müzakerelerin başlayabilmesi için ülkenin yedi öncelikli alandaki şartları yerine getirmesi gerektiğini vurgulamıştır. Komisyon’un tavsiyesi AB liderleri tarafından kabul edilmiş ve Karadağ 16 Aralık 2010 tarihinde aday ülke ilan edilmiştir. Komisyon’un Karadağ’ın müzakerelere başlayabilmesi için belirlediği yedi öncelikli alan, seçim yasasını anayasayla uyumlu hale getirilmesi; yargının idari kapasitesinin ve bağımsızlığının güçlendirilmesi; yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadele alanında aşama kat edilmesi; medya özgürlüğünün artırılması; sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğinin geliştirilmesi ve ayrımcılığın önlenmesini kapsamaktadır.

Komisyon, Karadağ’ın yedi öncelikli alanda yeterli ilerleme kaydettiğine kanaat getirerek 12 Ekim 2011 tarihinde katılım müzakerelerine başlanmasını tavsiye etmiştir. Katılım müzakerelerine başlanması kararı, bazı Üye Devletlerin hukukun üstünlüğü alanındaki çekinceleri sebebiyle ertelenmiş; ancak Komisyon’un 2012 yılı ilkbaharında sunduğu raporda Karadağ ile katılım müzakerelerinin başlanması yönündeki kararını yinelemesiyle, AB Konseyi’nde uzlaşı sağlanmış ve Karadağ resmen 29 Haziran 2012 tarihinde katılım müzakerelerine başlamıştır.

Karadağ’ın katılım müzakereleri, Avrupa Komisyonu’nun 12 Ekim 2011’de kabul ettiği yargı ve temel haklar (23’üncü fasıl) ile adalet, özgürlük ve güvenlik (24’üncü fasıl) alanlarına öncelik veren yeni yaklaşım uyarınca sürdürülecektir. İlk kez Karadağ’ın katılım müzakerelerinde uygulanacak yeni yaklaşıma göre; bu fasıllar, müzakerelerde öncelikli olarak ele alınacak ve son kapatılacak fasıllar olacaktır. Yeni yaklaşım doğrultusunda, bu alanlardaki gelişmeler müzakereler tamamlanıncaya kadar Komisyon tarafından takip edilecektir. Avrupa Komisyonu, 10 Ekim 2012’de açıkladığı 2012-13 Genişleme Stratejisi’nde Karadağ’ın başta örgütlü suçlarla ve yolsuzlukla mücadele olmak üzere hukukun üstünlüğü alanında somut ilerlemeler kaydederek, temiz bir sicil oluşturmasının önemini bir kez daha vurgulamıştır. Karadağ’ın katılım müzakerelerinde, 18 Aralık 2012 tarihinde Bilim ve Araştırma Faslı (25’inci fasıl) 15 Nisan 2013 tarihinde ise Eğitim ve Kültür Faslı (26’ncı fasıl) açılmış ve geçici olarak kapatılmıştır. Fasılların tarama süreci Haziran 2013’te tamamlanmıştır. Komisyon, Ağustos 2013’te Karadağ’ın müzakerelerinde yeni yaklaşım doğrultusunda öncelik kazanan “Yargı ve Temel Haklar” ve “Adalet, Özgürlük ve Güvenlik” fasıllarının açılmasını tavsiye etmiştir.

Karadağ, katılım müzakerelerinde öncelikli olarak ele alınacak Yargı ve Temel Haklar ile Adalet, Özgürlük ve Güvenlik fasıllarına ilişkin eylem planlarını kabul etmiş ve Komisyon’un olumlu görüşünün ardından Ekim 2013’te müzakere pozisyon belgesini sunmuştur. Avrupa Komisyonu, 16 Ekim 2013 tarihinde açıkladığı 2013 Yılı Karadağ İlerleme Raporu’nda Karadağ’ın özellikle üst düzey yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadele alanındaki çabalarını artırması gerektiğine dikkat çekmiştir. Avrupa Komisyonu, Karadağ’ın müzakerelerde “Kamu Alımları”, “Şirketler Hukuku”, “Fikri Mülkiyet Hukuku”, “Bilgi Toplumu ve Medya”, “Vergilendirme” ve “İşletme ve Sanayi Politikası” fasıllarını açmaya hazır olduğunu kaydetmiştir.

18 Aralık 2013 tarihinde gerçekleştirilen Katılım Konferansı’nda Karadağ’ın üyelik müzakerelerinde beş yeni faslın müzakereye açılmasına karar verilmiştir. “Yargı ve Temel Haklar”, “Adalet, Özgürlük ve Güvenlik”, “Kamu Alımları”, Şirketler Hukuku” ve “İşletme ve Sanayi Politikası” fasılları müzakereye açılmıştır.
 
Müzakerelerde en zorlu fasıllar olarak nitelendirilen “Yargı ve Temel Haklar” ve “Adalet, Özgürlük ve Güvenlik” fasıllarında gösterdiği ilerleme Karadağ’ın katılım müzakerelerinin genel seyrini de belirleyecektir.
 
31 Mart 2014 tarihinde toplanan Büyükelçiler Düzeyinde 2’nci Katılım Konferansı’nda, Karadağ’ın katılım müzakerelerinde “Fikri Mülkiyet Hukuku” ve “Bilgi Toplumu ve Medya” fasılları müzakereye açılmıştır.
 
24 Haziran 2014 tarihinde toplanan Bakanlar Düzeyinde 4’üncü Katılım Konferansı’nda ise Karadağ’ın katılım müzakerelerinde “Sermayenin Serbest Dolaşımı”, “Dış, Güvenlik ve Savunma Politikası” ve “Mali Kontrol” fasılları müzakereye açılmıştır. Hâlihazırda, Karadağ Haziran 2012’de başladığı katılım müzakerelerinde 35 fasıldan on iki faslı açarak iki faslı geçici olarak kapatmış durumdadır.
 
Sırbistan:

Federal Yugoslavya’nın dağılması sürecinde yaşanan savaşlardan sorumlu kabul edilen Sırbistan, 22 Aralık 2009’da AB üyeliği başvurusunda bulunmuştur. Sırbistan özellikle Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) ile işbirliği konusunda gerekenleri yapmadığı gerekçesiyle AB tarafından eleştirilmiştir. Mayıs 2011’de Srebrenitsa katliamından sorumlu tutulan Ratko Mladić’in, Temmuz 2011’de ise Hırvatistan’daki Krajina bölgesindeki katliamlardan sorumlu tutulan Goran Hadžić’in yakalanması ve Lahey’e sevk edilmesiyle Sırbistan’ın önünden büyük bir engel kalkmıştır. Avrupa Komisyonu Sırbistan’ın üyeliğine ilişkin 12 Ekim 2011’de açıkladığı görüşünde, Belgrad’ın ICTY ile işbirliği alanında kaydettiği ilerlemelerden övgüyle bahsederek Sırbistan’a aday ülke statüsü verilmesini önermiştir. Komisyon, Sırbistan’ın üyelik müzakerelerine başlayabilmesi için tek bir öncelik belirlemiş ve tanımadığı Kosova ile ilişkilerini normalleştirilmesini ve AB arabuluculuğunda Sırbistan ile Kosova arasında yürütülen Belgrad-Priştine diyaloğunda ilerleme kaydedilmesini şart koşmuştur. Aralık 2011’deki AB Liderler Zirvesi’nde aday ülke statüsünü almayı bekleyen Belgrad’ın adaylığı diyalogda varılan anlaşmaları uygulamakta tereddüt ettiği ve Kosova’nın kuzeyindeki Sırpları kışkırttığı gerekçesiyle ertelenmiştir. Ancak Mart 2012 AB Konseyi toplantısından önce Belgrad-Priştine diyaloğunda Kosova’nın bölgesel platformlarda temsili ve bütünleştirilmiş sınır yönetimi konularda anlaşmaya varılması ile Sırbistan, 1 Mart 2012’de aday ülke ilan edilmiştir.

Avrupa Komisyonu, 10 Ekim 2012 tarihinde açıkladığı Genişleme Stratejisi’nde Kosova ile ilişkilerin normalleştirilmesi önceliği sağlanır sağlanmaz Sırbistan ile katılım müzakerelerinin başlanmasını önermiştir. Bu kapsamda, AB arabuluculuğunda Mart 2011 tarihinde Sırbistan ve Kosova arasında her iki ülkenin halkının yaşamlarının kolaylaştırılması amacıyla teknik düzeyde başlatılan Belgrad-Priştine diyaloğu, Ekim 2012 itibarıyla Başbakanlar düzeyine yükseltilmiştir. AB Konseyi ise, Sırbistan ile katılım müzakerelerinin başlanmasına ilişkin kararın, 2013 yılı ilkbaharında AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu tarafından ortaklaşa hazırlanacak rapor ışığında, Haziran 2013’te yapılacak AB Liderler Zirvesi’nde verileceğini açıklamıştır.

19 Nisan 2013 tarihinde, Sırbistan ve Kosova Başbakanları AB arabuluculuğundaki Belgrad-Priştine diyaloğunun onuncu toplantısında; Priştine’nin otoritesini reddeden ve Belgrad tarafından finanse edilen paralel kurumlarla yönetilen, Sırp nüfusun çoğunlukta olduğu Kuzey Kosova’nın yönetimi ve ilişkilerin normalleştirilmesi yolunda tarihi anlaşmayı parafe etmişlerdir. Bunun üzerine, Ashton, 22 Nisan 2013’te Komisyon ile birlikte sunduğu ortak raporda Sırbistan’ın tek kilit önceliği başarılı bir şekilde yerine getirdiğini belirtmiş ve Sırbistan ile katılım müzakerelerinin başlatılmasını tavsiye etmiştir. 27-28 Haziran 2013 tarihlerinde gerçekleşen AB Liderler Zirvesi’nde, Sırbistan ile katılım müzakerelerine başlanmasına ve İlk Hükümetler Arası Konferans’ın Ocak 2014’ye kadar gerçekleştirilmesine kararı verilmiştir.

Komisyon, 16 Ekim 2013 tarihinde açıkladığı 2013 Yılı Sırbistan İlerleme Raporu’nda 2013 yılının Sırbistan’ın AB ile bütünleşme sürecinde “tarihi” bir yıl olduğunu ifade etmiş ve 28 Haziran tarihinde AB liderlerinin Belgrad ile katılım müzakerelerine başlanması yönündeki kararından ve İstikrar ve Ortaklık Anlaşması’nın (Stabilisation and Association Agreement- SAA) 1 Eylül 2013’te yürürlüğe girmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir. Sırbistan ile Kosova arasında ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik 19 Nisan 2013 tarihinde parafe edilen anlaşma da Komisyon tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Sırbistan’ın siyasi kriterleri yeterli düzeyde yerine getirmeye devam ettiğini ifade eden Komisyon, Kosova ile ilişkilerin normalleştirilmesine devam edilmesi ve bu kapsamda varılan anlaşmaların uygulanmasının önemine dikkat çekmiştir.  Komisyon ayrıca, Sırbistan’ın hukukun üstünlüğü, yargı reformu, yolsuzlukla mücadele politikası, bazı kurumların bağımsızlığı, basın özgürlüğü, ayrımcılıkla mücadele politikası, azınlıkların korunması ve iş ortamı konularında reformlara hız vermesi gerektiği belirtmiştir. 

Aralık 2013’te Konsey’e Belgrad’ın Nisan 2013’te Priştine ile ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin varılan anlaşmayı uygulamaktaki performansını değerlendiren bir rapor sunan AB Dışişleri ve Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, Belgrad ile katılım müzakerelerine bir an önce fiilen başlanmasını tavsiye etmiştir. Konsey, bunun üzerine Sırbistan ile katılım müzakerelerine Ocak 2014’te başlanacağını açıklamıştır. Sırbistan ile katılım müzakerelerine Yunanistan’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığı sırasında, 21 Ocak 2014 tarihinde gerçekleşen Katılım Konferansı ile resmen başlanmıştır.

Sırbistan’ın müzakereleri de Komisyon’un Ekim 2011’de kabul ettiği yargı ve temel haklar ile adalet, özgürlük ve güvenlik konularını kapsayan 23 ve 24’üncü başlıklara öncelik veren “yeni yaklaşım” temelinde yürütülecektir. Buna ek olarak, Sırbistan’ın Kosova ile ilişkilerini görünür ve sürdürülebilir bir şekilde normalleştirmesi ve iyileştirmesi konusundaki çabalarına da özel bir önem atfedileceği açıklanmıştır. Kosova ile ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinin gerek Belgrad gerekse Priştine’nin AB ile bütünleşme süreçlerini birbirilerini engellemeden yürütebilmesine imkân sağlaması gerektiği belirtilmiş ve ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinin Sırbistan ve Kosova arasındaki ilişkilerin kapsamlı bir şekilde normalleşmesine imkân sağlaması gerektiği vurgulanmıştır. Sırbistan’ın katılım müzakerelerinde Kosova ile ilişkilerin normalleştirilmesi konusu 35’inci başlık olan “Diğer konular” başlığı kapsamında ele alınacak olup, bu başlıkla ilgili gelişmeler de en az 23 ve 24’üncü başlıklardaki gelişmeler gibi yakından takip edilecektir. Komisyon, 35 başlıkta yürütülen tarama sürecinin 2015 yılının ilk yarısında tamamlanmasını beklemektedir.

 
Makedonya:

22 Mart 2004 tarihinde AB’ye üyelik başvurusunda bulunan Makedonya, 16 Aralık 2005 tarihinde aday ülke ilan edilmiştir. Makedonya 2009 yılından bu yana AB ile katılım müzakerelerine başlamayı beklemesine rağmen, Yunanistan ile arasındaki isim anlaşmazlığı nedeniyle AB ile bütünleşme süreci tıkanıklığa uğramış durumdadır.

Bilindiği üzere, Yunanistan, Makedonya’nın anayasal ismini kullanmasının kendi kuzey topraklarındaki Makedonya bölgesi üzerinde hak iddiası taşıyabileceği gerekçesiyle ülkenin NATO üyeliğine ve AB ile katılım müzakerelerinin başlamasına karşı çıkmaktadır. Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın, Aralık 2011’de, Makedonya’nın NATO’ya katılımını bloke ettiği gerekçesiyle Yunanistan’ı suçlu bulmasına rağmen, Yunanistan’ın blokajı devam etmektedir. Bu durum AB’nin kredibilitesine zarar vermekte ve ülkedeki reform ivmesinin yavaşlamasına yol açmaktadır. Avrupa Komisyonu bu durumun üstesinden gelebilmek için katılım müzakerelerini canlandırmak üzere Makedonya ile Yüksek Düzey Katılım Diyaloğu’nu (High Level Accession Dialogue − HLAD) başlatmıştır. Avrupa Komisyonu’nun Ekim 2011’de Türkiye ile müzakerelere ivme kazandırmak için ortaya koyduğu “Pozitif Gündem” ile aynı mantığa dayanan bu yeni girişim, ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, kamu yönetimi reformu, seçim sistemi reformu ve serbest piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi olmak üzere beş öncelik alanında yürütülmektedir.

Avrupa Komisyonu 10 Ekim 2012’de dördüncü kez Makedonya ile katılım müzakerelerine başlanmasını önermiştir. 13 Aralık 2012’de bir araya gelen AB liderleri ise Makedonya ile katılım müzakerelerinin başlatılmasına ilişkin kararı Avrupa Komisyonu tarafından isim anlaşmazlığının çözümüne ilişkin müzakereler ve HLAD kapsamındaki gelişmelere ilişkin sunulacak rapor ışığında, 2013 yılı Haziran ayında gerçekleşecek AB Zirvesi’nde vereceklerini bildirmişlerdir. Buna karşılık, 27-28 Haziran 2013 tarihlerinde gerçekleşen AB Liderler Zirvesi’nde konu ile ilgili bir karar alınmamıştır. Avrupa Komisyonu 16 Ekim 2013 tarihinde Genişleme Strateji Belgesi kapsamında açıkladığı 2013 yılı İlerleme Raporu’nda, Makedonya ile katılım müzakerelerine başlanmasını beşinci kez tavsiye etmiştir. Katılım müzakerelerine başlanmasını ve isim anlaşmazlığının müzakerelerin erken safhasında çözümlenmesini tavsiye eden Komisyon, bunun anlaşmazlığın taraflar tarafınca kabul edilebilir bir çözüm bulunması için gerekli koşulları oluşturacağını kaydetmiştir.

17 Aralık 2013 tarihlin gerçekleşen AB Genel İşler Konseyi toplantısında, Komisyon’un tavsiyesinin Konsey tarafından not edildiği ve Makedonya ile katılım müzakerelerine başlanmasına ilişkin bir karar verilmesi görüşüyle konunun 2014 yılında tekrar ele alınacağı ifade edilmiş; Avrupa Komisyonu Üsküp’ün HLAD kapsamındaki reformları uygulama performansını takip etmekle görevlendirilmiştir.

Arnavutluk:

Arnavutluk, 28 Nisan 2009’da Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusunda bulunmuştur. Avrupa Komisyonu, Kasım 2010’da Arnavutluk’un Birliğe olabilmesi için 12 kilit alanda gerekli reformları yerine getirmesi gerektiğini belirtmiştir. Arnavutluk’ta Haziran 2009 seçimlerinin ardından, muhalefetteki sosyalist partinin parlamentoyu boykot etmesi nedeniyle AB yolunda ilerlemesi için gerekli reform gündemi de büyük ölçüde aksamıştır. Mayıs 2011 yerel seçimlerinde Merkez Seçim Kurulu’nun Tiran Belediye Başkanlığı seçiminde oyların yanlış sandıklara konulduğu gerekçesiyle yeniden sayılması yönündeki tartışmalı kararı da ülkenin demokratik vasıflarının AB tarafından sorgulanmasına yol açmıştır. Nihayet 2011 yılının sonunda, hükümet ve muhalefet arasında AB üyelik sürecini sekteye uğratan siyasi krizlere son vermek için bir uzlaşma sağlanması üzerine Mart 2012’de Komisyon’un tavsiyelerini gerçekleştirmek için yeni bir eylem planı hazırlanarak yürürlüğe konmuştur.

Avrupa Komisyonu, 10 Ekim 2012’de açıkladığı Genişleme Stratejisi’nde Arnavutluk’un belirlenen on iki öncelikten birçoğunu yerine getirdiğini belirterek, yargı ve kamu idaresi reformu ile parlamentonun usul kurallarının gözden geçirilmesi önceliklerinin tamamlanması koşuluyla Arnavutluk’a aday ülke statüsü verilmesini önermiştir. Komisyon’un tavsiyesini not eden AB Konseyi ise, Avrupa Komisyonu’nu, geri kalan öncelikli alanlarda ilerleme kaydedildiğinde ülkenin yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadele alanındaki performansını da değerlendiren bir rapor hazırlamakla görevlendirmiştir. Arnavutluk’un katılım müzakerelerine başlayabilmesi için ise reform taahhütlerini istikrarlı bir şekilde uygulaması ve tüm öncelikli alanlardaki reformları tamamlaması gerekmektedir.

Arnavutluk’ta, 23 Haziran 2013 tarihinde gerçekleşen parlamento seçimleri, ülkenin demokratik kurumlarının işleyişi ve AB yolundaki ilerlemesi bakımından bir test niteliği taşımaktadır. Uluslararası gözlemciler tarafından, seçimlerin önceki yıllara göre daha rekabetçi ve temel haklara saygı duyulan bir ortamda geçtiği ifade edilmiştir.

Avrupa Komisyonu, 16 Ekim 2013 tarihinde açıkladığı 2013 Yılı Arnavutluk İlerleme Raporu’nda ülkenin demokratik nitelikleri için bir test niteliğinde görülen Haziran 2013 genel seçimlerinin olumlu geçtiğini kaydetmiş ve Tiran’a, yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadele alanındaki çabalarını sürdürmesi kaydıyla aday ülke statüsü verilmesini tavsiye etmiştir. Komisyon, Arnavutluk’un katılım müzakerelerine başlayabilmesi için idari reform, hukukun üstünlüğü ve temel haklara ilişkin beş kilit önceliği de yerine getirmesi gerektiğini vurgulamıştır. Yapıcı ve sürdürülebilir siyasi diyaloğun başarılı bir reform süreci için gerekli bir koşul olduğunu belirten Komisyon, Arnavutluk’un belirlenen kilit öncelikleri yerine getirmek için ülke ile yüksek düzey bir diyalog başlatmaya hazır olduğunu açıklamıştır.

Avrupa Komisyonu 12 Kasım 2013 tarihinde, Tiran ile Arnavutluk’a geri kalan kilit önceliklerin yerine getirilmesinde ve reform sürecinde destek vermek üzere bir Üst Düzey Diyalog  (High Level Dialogue) başlatmıştır. Üst Düzey Diyalog, Arnavutluk ile AB arasındaki işbirliğinin geliştirilmesini ve Arnavutluk’ta AB ile bütünleşme sürecine ilişkin mevcut konsensüsün ve bağlılığın sürdürülmesini amaçlamaktadır.

17 Aralık 2013 tarihinde gerçekleştirilen AB Genel İşler Konseyi toplantısında, Arnavutluk’un aday ülke ilan edilmesi konusundaki kararın, ülkenin yolsuzlukla mücadele ve yargı reformu stratejisini uygulamaktaki performansına ilişkin Komisyon tarafından hazırlanacak rapor ışığında Haziran 2014’te verileceği ifade edilmiştir.

Avrupa Komisyonu, Tiran’ın yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadele ve yargı reformu konularındaki performansını değerlendiren raporunu 4 Haziran 2014 tarihinde açıklamıştır.  Tiran’ın örgütlü suçlar ve yolsuzlukla mücadele konularındaki önlemleri uygulamaya ve güçlendirmeye devam ettiğini ve yargı sisteminin bağımsızlığı, şeffaflığı ve hesap verebilirliğini artırmak üzere Venedik Komisyonu ile birlikte çalıştığını belirten Komisyon, Arnavutluk’a aday ülke statüsü verilmesi yönündeki tavsiyesini yinelemiştir.
 
24 Haziran 2014 tarihinde gerçekleşen AB Genel İşler Konseyi’nde Arnavutluk’a aday ülke statüsü verilmesi kararı alınmıştır. Karar, 26-27 Haziran tarihlerinde gerçekleşen AB Liderler Zirvesi’nde onaylandıktan sonra resmiyet kazanmıştır. Komisyon, Arnavutluk’un yönetim, yargı reformu, yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadele ve temel haklar konularındaki kilit öncelikleri yerine getirmesi gerektiği belirtilmiş ve yapıcı ve sürdürülebilir bir siyasi diyalogun önemine dikkat çekmiştir. Bunun yanında, aday ülke statüsünün Tiran ile katılım müzakerelerine hemen başlanacağı anlamına gelmediğini kaydeden Komisyon, açıklamasında, bunun kilit önceliklerde daha fazla ilerleme kaydedilmesi ile mümkün olacak ayrı bir adım olduğunun altını çizmiştir.
 
Potansiyel aday ülkeler:
 
Bosna-Hersek:

Potansiyel aday ülke statüsünde bulunan Bosna-Hersek, AB’ye üyelik başvurusunda bulunmayı beklemektedir. 1992-1995 Savaşı’nı sonlandıran Dayton Anlaşması’nın yarattığı karmaşık idari yapı ve ülkedeki siyasilerin ülkenin kurumları ve geleceğine ilişkin ortak bir vizyondan yoksun oluşu, ülkenin AB yolunda ilerleme kaydetmesine en büyük engel konumunda bulunmaktadır. Bosna-Hersek’te Ekim 2010 seçimlerini takiben on altı ay boyunca devlet düzeyinde hükümetin kurulamamış olması, AB yolunda uygulanması gereken reformları aksaklığa uğratmış ve ülkenin AB tarafından eleştirilmesine yol açmıştır. Avrupa Komisyonu, 27 Haziran 2012 tarihinde Bosna-Hersek ile Katılım Sürecine İlişkin Yüksek Düzey Diyaloğu (High Level Dialogue on the Accession Process − HLDAP) başlatmış ve AB’ye üyelik başvurusunda bulunabilmesi için ön koşul kabul edilen İstikrar ve Ortaklık Anlaşması’nın yürürlüğe girebilmesi için yerine getirmesi gereken koşulları ve zamanlarını içeren bir yol haritası sunmuştur. Yol haritasına göre, Bosna-Hersek’in anayasasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2009 yılında aldığı Sejdić-Finci kararı doğrultusunda üç kurucu halk olan Boşnak, Sırp ve Hırvatlar dışındaki etnik grupların da üst düzey kamu görevlerine seçilebilmesine imkân sağlayacak şekilde tadil etmesi gerekmektedir. Ancak, bu koşul için öngörülen tarih geçmesine rağmen siyasiler arasında anayasanın tadil edilmesine ilişkin bir uzlaşma sağlanamamıştır. Avrupa Komisyonu, Bosna-Hersek’i anayasa AİHM kararı doğrultusunda tadil edilmediği sürece AB ile bütünleşme sürecinde ilerlemenin mümkün olmayacağı konusunda uyarmış ve 2014 yılında yapılacak seçimlerin uluslararası standartlara uygun olarak gerçekleşmiş sayılmayacağını vurgulamıştır.

Avrupa Komisyonu, 2013 Yılı İlerleme Raporu’nun açıklanmasına sayılı günler kala Bosna-Hersekli siyasetçileri AİHM kararının uygulanması konusunda ilerleme kaydetmek üzere bir araya getirmiş buna karşılık, kayda değer bir ilerleme sağlanamamıştır. Bu durum karşısında, Komsiyon, 2013 yılı katılım öncesi mali yardım aracı IPA kapsamında ülkeye 2013 yılında verilmesi öngörülen fonların yüzde 54’ünün (47 milyon avro) askıya alınması için gerekli işlemlerin başlatıldığını açıklamıştır.

Komisyon, 16 Ekim 2013 tarihinde açıkladığı 2013 Yılı Bosna-Hersek İlerleme Raporu’nda ise Bosna-Hersek’in siyasi kriterleri yerine getirmekte kaydettiği ilerlemenin oldukça kısıtlı olduğuna dikkat çekmiş ve ülkedeki siyasetçiler arasında ülkenin ve kurumlarının geleceği ile ilgili ortak bir vizyon olmadığını yinelemiştir. Komisyon, AB’nin çabalarına rağmen Bosna-Hersekli siyasetçilerin, Bosna-Hersek Anayasası’nın, AİHM’nin 2009 tarihli Sejdić-Finci kararı doğrultusunda tadil edilmesi yolunda uzlaşıya varamadıklarını kaydetmiştir. Sejdić-Finci kararının uygulanmasının SAA’nın yürürlüğe girmesi ve ülkenin gerçekçi bir üyelik başvurusunda bulunması için kilit öneme sahip olduğunu belirten Komisyon, Bosna-Hersek’i, farklı düzeydeki yönetimlerle AB konularında işbirliğini sağlamaya yönelik etkili bir koordinasyon mekanizması oluşturulmadığı gerekçesiyle eleştirmiştir.

Kosova:

Bağımsızlığını 17 Şubat 2008’de ilan eden Avrupa’nın en genç devleti Kosova potansiyel aday ülke konumundadır. Kosova’nın beş AB üyesi devlet (Romanya, Slovakya, İspanya, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi) tarafından tanınmaması ve AB’nin Kosova’nın statüsüne ilişkin ortak bir görüşü olmaması da Kosova’nın AB ile ilişkilerinde sorun teşkil etmektedir.

Avrupa Komisyonu, 27 Mart 2012 tarihinde ileride İstikrar ve İşbirliği Anlaşması (Stabilisation and Association Agreement − SAA) müzakerelerine başlanması görüşüyle İstikrar ve İşbirliği Anlaşması’na yönelik fizibilite çalışmasını başlatmıştır. Fizibilite çalışmasının sonuçlarını 2012-13 Genişleme Stratejisi kapsamında açıklayan Komisyon, Kosova’nın SAA’ya yönelik müzakerelere başlamak için büyük ölçüde hazır olduğunu belirtmiş ve kısa vadeli önceliklerde yeterli ilerleme kaydedildiği takdirde müzakere direktiflerini sunacağını kaydetmiştir. 13 Aralık 2012 tarihinde bir araya gelen AB liderleri ise, Kosova ile SAA müzakerelerinin başlanmasına ilişkin kararın 2013 ilkbaharında Yüksek Temsilci Catherine Ashton ve Komisyon tarafından sunulacak raporun bulguları doğrultusunda, Haziran 2013 AB Liderler Zirvesi’nde verileceğini açıklamışlardır.

Kosova ile Sırbistan Başbakanları iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton arabuluculuğunda süren Belgrad-Priştine diyaloğu kapsamında bir araya gelmektedir. 19 Nisan 2013’te Kosova ile Sırbistan Başbakanları arasında AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton arabuluculuğunda iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi amacıyla yürütülen diyalogda, Kuzey Kosova’nın yönetimi ve ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda tarihi bir anlaşmaya varılmıştır. Komisyon ve Yüksek Temsilci tarafından 22 Nisan’da sunulan ortak raporda, Kosova’nın belirlenen öncelikleri yerine getirdiği belirtilmiş ve Kosova ile SAA’ya yönelik müzakerelere başlanmasını önerilmiştir. Komisyon, aynı zamanda Kosova’nın AB programlarına katılımına imkân sağlayacak bir teklif sunmuştur. 27-28 Haziran’da gerçekleştirilen AB Liderler Zirvesi’nde, Kosova ile SAA müzakerelerine başlanmasına onay verilmiştir.

Avrupa Komisyonu, 16 Ekim 2013 tarihinde açıkladığı 2013 Yılı Kosova İlerleme Raporu’nda, AB Liderler Zirvesi’nin, Haziran 2013’te SAA’ya yönelik müzakerelerin başlamasına onay verilmesiyle Kosova’nın AB ile ilişkilerde yeni bir etaba geçtiğini belirtmiştir. Kosova’nın yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadele alanında atması gereken adımlara dikkat çeken Komisyon, Ocak 2012’de başlatılan vize serbestîsine yönelik diyaloğa ilişkin raporun ise 2014 yılının ilk yarısında sunulacağını belirtmiştir.

Kosova ile SAA müzakerelerine 28 Ekim 2013 tarihinde başlanmıştır. Kosova ile AB arasında ilk kez kapsamlı bir akdi ilişki oluşturacak olan SAA, aynı zamanda ülkenin AB ile bütünleşme sürecinde de bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Kosova ile SAA müzakereleri Mayıs 2014’te tamamlanmıştır. SAA taslağının 2014 yazında parafe edilmesinin ardından, AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’na onay için iletilmesi planlanmaktadır.  SAA’nın AB’ye tüzel kişilik kazandıran Lizbon Antlaşması uyarınca, AB tarafından akdedilmesi öngörülmektedir. Bu kararın alınmasında, Kosova’nın statüsünü tanımayan beş Üye Devletin (İspanya, Romanya, Slovakya, Yunanistan ve GKRY) durumları etkili olmuştur.

Avrupa Birliği’nin genişleme süreci hakkında kapsamlı bilgiye Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü’nün resmi web sayfasından http://ec.europa.eu/enlargement/index_en.htm adresinden ulaşılabilir. 

 

Güncellenme tarihi: Haziran 2014

 

 

 

 



«  önceki  Sayfa:  1  sonraki  »

 
 
İLETİŞİM | ANA SAYFA | ENGLISH © 2017 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed by: OrBiT